16 Kasım 2012 Cuma

TANRIYLA LAFLADIM BİRAZ

 


 Bakarsın... sana göre olmadığını görürsün... Yine de onu sevmekten biran bile vazgeçemezsin. Bazen sanki unutur gibi olursun, tamam bitti dersin..kapandı bu sayfa...Ama sonra birşey olur ve sen bir arpa boyu yol katetmemiş olduğunu acı içinde görürsün. Acı yapışır yakana, soluksuz bırakır.
     Eğer gerçekten bir yaradan varsa, böyle acılar olmamalı. Eğer günün birinde ölüp daha yüksek bir bilinç düzeyine ulaşacaksak, bunun yolu bu ızdırapları çekmekten geçmemeli. Daha erdemli yolları olmalı erdemli insan olmanın. Zaten yaptığımız hataların hiçbirinden ders almayan bir türüz. Öyle olmasaydı hala savaşır mıydı insanlar? Hala düşe kalka öğrenmeye çalışıyor olur muyduk bu boktan hayatı.
     Tanrım; içimdeki acının tenimdeki  varlığı kadar hissediyorum varlığını içimde. Lakin izin ver biraz nefes alayım. İçimdeki acıya bir son ver ki daha iyi bir insan olmanın yollarını arayayım. Elimi kolumu bağlayan, beynimi yiyip bitiren duygu ve düşüncelerimin istilasına son ver ki kendim olayım. Daha güzel sabahlara uyanmama izin ver. Zamanın bambaşka bir anında seninle başka anlaşmalar yapmış olabiliriz. Belki de sözümde durmadığım için lanetlenmişimdir kimbilir. Ancak lanetlendiği için insan böyle acılara maruz bırakılabilir çünkü.
     Tanrım; gücü herşeye yeten sevgili yaradan...Büyümek ve yaşamak hiç bitmeyen bir serüvenmiş..ve öğrenmek. Ama keşke daha az kusurlu canlılar olsaydık bu karmakarışık hayatta. Kalbimizde açılan yaralara sürmek için de merhemler olsaydı hiç olmazsa. Ya da ancak bir başkasının canını acıtmayı başardığımızda muzaffer hissetmeseydik kendimizi. Gücümüzü başka insanların üzerine basarak ilan etmeseydik mesela. İşine karışmak gibi olmasın da, böyle acılar içinde daha erdemli, daha bilge falan hissetmiyorum yani kendimi. Daha aptal hissediyorum hatta. Hayatın sırrını çözememiş, birbirinin aynı günleri yaşayan, ama hala aptalca hayaller kurmaktan da vaçgeçmemiş zavallı bir hayalperest. Bu olmamalı ama değilmi yarattığın insanlara biçtiğin kaftan. Hadi ama, daha iyisini yapabileceğini ikimiz de biliyoruz. Neden şimdi başlamıyorsun ki? Daha ne bekliyorsun? Bize peygamberlerle kutsal kitaplar yollamaktan çok daha iyisini yapabilirsin.
     Tanrım...Nasıl bir oyun ki bu, herkes mutsuz rolünden. Herkes bir parça eksik. Herkes biraz yaralı. Kargaşa içinde yaşamaya çalışıp duruyoruz. Hayatı, mutluluğu, bizi tamamlayacak olan herşeyi ıskalayıp geçiyoruz. Üstelik ne kural koyabiliyoruz ne de kurallara karşı gelebiliyoruz. Sahip olduğumuzu sandığımız hiçbirşeye sahip olmadığımız dank diye vuruyor hiç ummadığımız biranda kafamıza. Öylece çırılçıplak, savunmasız kalıyoruz acımasız bir savaşın ortasında.
     Öyleyse yaptığımız tüm anlaşmaları feshediyorum ben. Razıyım ateşlerinde yanmaya. Razıyım cennetinden ve hatta cehenneminden kovulmaya.
     Acaba Tanrı da pişman olur mu birgün yaptıklarından? Hani var olan tüm duygularımız onun suretinden meydana getirildi ya.

0 yorum:

Yorum Gönder