19 Kasım 2014 Çarşamba

Katedralin faresi

Konuya bodoslama bir giriş yapmak gerekirse, -gerçi gerekmez ama ben başka nasıl bir giriş yapacağımı bilemedim- bu dünyaya mutlu olmak için gelmediğimizi en nihayetinde anladım. Ne yaparsak yapalım saf bir mutluluğa sahip olamıyoruz. Hep huzurumuzu kaçıran mutluluğumuzu baltalayan birşeyler mevcut. Kendi hayatımızla ilgili herşeyi yoluna koysak dahi, dış etkenler izin vermiyor mutlu olmamıza. Anne babamızın hastalığı, işyerindeki bir problem, ebeveynleri tarafından terkedilmiş bir çocuk, ülke gündemi vs... Hatta o anda bütün iç ve dış etkenler kontrol altında olsa bile, geçmişten çıkıp gelen tatsız bir anı yetiyor bizi mutluluğun sarhoş edici girdabından çıkartmaya. Bırakıyorum ben de bu işleri. Ama önce bir jübile lazım bana. Mutluluğun zirvesinde bir kapanış planlamalıyım. Ondan sonra gelsin salya sümük yeşilçam edebiyatı. Gerçi kadehlere gömülüp, derbeder bir hayat da felsefeme ters. Belki de hepten bütün bu düşünme işlerini bırakırım. Kimbilir belki de Kayra haklıdır.

2 yorum: