22 Haziran 2015 Pazartesi

Evvel zamanda

Yüzeye çıkabilmem için en dibe batmam gerekiyordu. Oysa akciğerlerimin vücudumda kapladığı hacim giderek küçülüyordu ve ben daha ne kadar batacağımı bilmiyordum. İste tam o anda o sevimsiz küçük balığı gördüm. Karşılıklı kısa bir bakışmadan sonra arkasını döndü ve uzaklaştı. Tanrım hiç bu kadar aşağılanmamıştım. Ölüyordum ve bu hiç kimsenin umrunda değildi. Balığın bu şekilde umarsızca gidişi tüm keyfimi kaçırmıştı. Ölmeden önce kafamı dağıtacak birşeyler bulmalıydım. Evet dibi boylamıştım ve böyle olacağını en başından biliyordum. Bazen ne kadar çırpınırsan çırpın dibi boylarsın. Kaderin kafayı taktığı, sapık gibi peşine takıldığı insanlar vardır bilirsin... neyse, sonuç olarak huzur içinde ölmeye hazırlanmıştım ki birşeyin beni hızlıca yukarı çektiğini hissettim. Az sonra balıkçı teknesinde yarı baygın bir şekilde uzanmaktaydım. Gözümü açar açmaz tanıdık bir gözle karşılaştım. Evet bu az önce arkasını dönüp uzaklaşan balıktı. Sonra ne mi oldu?


0 yorum:

Yorum Gönder