23 Haziran 2015 Salı

Geçmişin gölgeleri


Sanıyorum bir haziran akşamıydı. Yo yo, ocak olmalıydı. Mutfaktan gelen pişmiş kestanelerin kokusunu anımsıyorum. Portmantodan pufidiklerimi çıkarıp ayaklarıma geçirdim. Hangi ara bunları alacak kadar saçmalamıştım kimbilir. Oturma odasının önünden odama doğru geçerken kanepenin üzerinde televizyona bakan annemi gördüm.
"Geldin mi?" diye sordu kısa bir bakış atarak.
"Geldim anne" dedim.
Odama gitmekten vazgeçip yanına oturdum ani bir kararla.  Onunla televizyon seyretmeye başladım. Midem öylesine bulanıyordu ki izlediklerimi anlayamıyordum. Tek istediğim banyoya gidip kusmaktı. Bütün hayatımı klozetin içine kusmak ve sifonu çekmek.
Onun yerine kestane soydum anneme. Televizyon izledik birlikte. Öfkelenen, bağıran, gülen, ağlayan insanları seyrettik ve benim hiçbirine mecalim yoktu.
"İyi geceler anne" dedim bir zaman sonra. "Yatıyorum ben"
"Saatini kurmayı unutma çocuğum" diye seslendi annem arkamdan.
"Yarın iş var"

0 yorum:

Yorum Gönder